Kadının Dünyamızdaki Yeri

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink {color:blue; text-decoration:underline; text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed {color:purple; text-decoration:underline; text-underline:single;} p {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p.postinfo, li.postinfo, div.postinfo {mso-style-name:postinfo; mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->


“Eşitlik-özgürlük” denilince erkeklerin sofrasında kurtlar sofrasında yem olan kuzular gibi harcanmayı… önce kraliçe ilan edilip modası geçince çöpe atılmayı anlayan çağdaş-lâik??? “kadınımız” kendisini sorgulamalı.

“Eşitlik-özgürlük” denilince erkeklerin “ataerkil din” haline soktuğu eski Arap örfüne göre “pasif kadın” rolünü “takvâ” zanneden İslâmcı??? “kadınımız” kendisini sorgulamalı…”


*  *  *

Kadının Müslümanlık anlayışındaki yeri nedir?

Kadının çağdaşlıkta-lâiklikte yeri nedir?

Soruları biraz daha netleştirip “kadının dünyamızdaki yeri nedir?” diye soralım ve kadına iki düşünce ekolünün bakış açısını inceleyelim.

Çağdaş-lâik??? düşünce ekolün bir cümle ile düşüncesi:

“Kadın Müslümanlık’da ikinci sınıftır, toplumda erkeklerin baskısı altındadır. Kadının yükselişi eğitim ve haklarını söke söke almaktan geçer…” Kısmen doğru, kısmen yanlış. Kadın İslâm’da ikinci sınıf değildir. Toplumda erkeklerin baskısı altındadır. Kadının yükselişi eğitimden geçer, feminist eylemlerden geçmez.

İslâmcı??? düşünce ekolünün kadına bakışını da bir cümle ile söyleyelim:

“Kadının gerçek değeri İslâm’dadır, kadın evinde yalnız kaldıkça ve Allah’a yaklaştığı ölçüde özgürleşir…” Kısmen doğru, kısmen yanlış. Kadının değeri İslâm’da “İnsan” hükmündedir. Kadının evde yalnızlığa mahkum edilmesi İslâmî değildir, sadece çok eski bir Arap geleneğidir. Bir erkek Allah’a nasıl yaklaşıyorsa kadın da aynı şartlar altında yaklaşır.

Çağdaş-lâik düşünce ekolünün kadına yaklaşımını detayıyla incelemeyi belki başka bir yazıda yaparız. Bu yazıda daha çok Siyasal İslâmcı??? ve biraz da geleneksel/yöresel, hem lâik hem imanlı Müslümanlık anlayışının kadına bakışını evrensel bir karışımla dile getirelim.

Kadının gerçek değeri İslâm’dadır… Evet doğru. Her şeyin en doğrusu İslâm’dadır… fakat hangi İslâm’dadır?

İslâm’ı en mükemmeliyle anlatmış olan; “Cennet annelerin ayağı altındadır” diyen İslâm’da. Her günü her ânı anneler günü ilan eden İslâm’da.

Peki “ayakları altında cenneti taşıyan annelerin” yâni tek kelimeyle “kadınların” durumu Müslümanlık dünyasında ne haldedir? Hangi kadın (kız, anne, nine) Müslümanlık dünyasında kendisine sosyal hayatta yapılan muameleden memnundur? Pek çok şeyden memnun değildir çünkü…

Müslümanlık dünyasında kadın;

Kılık kıyafetiyle… hâlâ problemdir,

çalışıp çalışmamasıyla… hâlâ problemdir,

okuyup okumamasıyla… hâlâ problemdir,

kiminle evlenecek… hâlâ problemdir,

İran’da, Afganistan’da, Arabistan’da ulusal problemdir,

Türkiye’de…

Devlet kapısında… problemdir,

mahalle baskısında… problemdir,

açıksa… Fatih’de, Sultanbeyli’de problemdir,

kapalıysa… Şişli’de Beyoğlu’nda problemdir,

cennette… gılmanlarla problemdir,

cehennemde… sayısal çoğunlukta problemdir,

İslâmcı??? kocanın dört hanım ruhsatına hayır dediği için problemdir,

çağdaş-lâik kocanın ihanetlerine hayır dediği için problemdir,

imamın evinde kavga olur… gözü moraran kadındır,

sosyal demokrat sanatçının evinde kavga olur gözü moraran kadındır,

ateistin evinde kavga olur gözü moraran kadındır,

zenginin/ fakirin/ doğulunun/ batılının evinde kavga olur gözü moraran kadındır…

Evden kovulan kadındır,

çocuklarıyla sokağa atılan kadındır,

ailenin/ sülalenin/ ‘töre’nin yüz karası kadındır,

mahallenin/ şehirin/ ülkenin yüz karası kadındır,

saçını süpürge ederek aileyi refaha/ zenginliğe/ ‘holding’e taşıyan kadındır fakat mahkemede boşanınca aylık “üç yüz otuz üç lira otuz üç kuruş” nafaka çok görülen, onu da alamayan yine kadındır,

film yıldızı, podyum yıldızı, ürün tanıtım sembolü yapılan ve alnındaki ilk kırışıkla çöpe atılan kadındır,

camide, tekkede, medresede, ilâhiyat fakültesinde, İslâmî??? basın yayın dünyasında Müslüman erkeklere göre “Aklı??? ve İmânı kıt???” kadındır,

gıybet- dedikodu eden, sevabını hemen kaybeden, şeytana uyuveren erkekler değil kadınlardır???,

bazı günler camiye giremeyecek… ağzına Allah Kelâmı alamayacak… Allah Kelâmı’nın yazıldığı deriye-tahtaya-papirüse-kağıda elini süremeyecek kadar “necis ve murdar” ilân edilen kadındır,

siyasette ikinci sınıf kadındır,

ticarette ikinci sınıf kadındır,

ana/baba ocağının evine, konağına, tarlasına bağına bahçesine, işyerine konan erkeklerdir, ikinci sınıfa itilen kızlardır… ana/baba ocağının hastalıklarında, temizlik işlerinde, düğün bayram hizmetlerinde  “eline sağlık” duasıyla ve iki metre basma ile gönüllenen kızlardır…

Daha nice kara ve karamsar tablolar çizebilirim. Beyaz ve parlak tablolar hiç mi yok? Var. Var ama arayıp bulmakta ve  yazıp çizmekte oldukça zorlanırım.

İslâm’ın/ İslâm Nebîsi’nin asrı saadette ve çağdaş hukuk devletlerinin günümüzde tekrar başlattığı, istediği ve hedeflediği “kadın statüsü” bugünkü durum mudur? Hayır. Ne yazık ki hayır. Kadın henüz olması gereken yerde değildir. Eşitlik ve özgürlük süreci durdurulmuştur.

Aynı zamanda;

“Eşitlik-özgürlük” denilince erkeklerin sofrasında kurtlar sofrasında yem olan kuzular gibi harcanmayı… önce kraliçe ilan edilip modası geçince çöpe atılmayı anlayan çağdaş-lâik??? “kadınımız” kendisini sorgulamalı.

“Eşitlik-özgürlük” denilince erkeklerin “ataerkil din” haline soktuğu eski Arap örfüne göre “pasif kadın” rolünü “takvâ” zanneden İslâmcı??? “kadınımız” kendisini sorgulamalı.

Bir zamanlar kadın bir toplumda “insan” kabul edilmiyordu. Çölde susuzluktan komaya girmiş bir hasta gibiydi.

Susuzluktan ölmek üzere olana komadan çıkana kadar damla damla su verilir. Birden beş litre su içirilirse organizması iflas eder ve ölür. Toplum da büyük bir organizmadır. Tedavi yöntemi zorlamacı ve aceleci olursa toplum aniden çökebilir…

Bu hassasiyet dikkate alınarak; Hz. Muhammed a.s. toplumsal komadaki kadına önce mirastan bir kaç damla pay verdi. Sosyal yapıda bir kaç göreve getirdi. Düşüncesini sormaya başladı. Komadan çıkardı ve tam sağlığına kavuşturulma sürecini “insanların” üzerine bir görev olarak devretti. İnsanlar ise en kısa zamanda kadını yine eskiye, İslâm öncesi Arap örf hukukuna döndürdü ve bu irticâ (Hz. Muhammed öncesine dönüş) eylemini haksızca İslâm adına yapmaya başladı… ve hâlâ irticâ (Hz. Muhammed’den önceye dönüş) devam ediyor.

Hz. Muhammed a.s.’ın başlattığı kadınları gerçek değerine ulaştırmak sünnetini devam ettirmek ve sonuçlandırmak din ve inanç ayrımı olmaksızın tüm dünya insanlarının üzerine farzı ayındır/her insanın kişisel görevidir.

Kemal Gökdoğan
www.yorumsuztoplum.wordpress.com

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !